Zaman Yönetimi

Bir cumartesi sabahı sanayici bir arkadaşımla beraberdim. Uzun zamandır görüşememiştik, üç saat sohbet ettik. İşinden, kendisinden konuştuk.

Çok genç, değerli ve başarılı bir işadamı.

Babasından devraldığı işini hızla büyüttü, geliştirdi. Birkaç yıl önce organize sanayi bölgesinde yeni ve modern bir fabrika kurup taşındılar. Dünya standartlarında üretim yapıyorlar. Türkiye’deki müşterileri yerli ve çok uluslu büyük şirketler. Birkaç ülkeye de ihracat yapıyorlar.

2012 yılında ciroları 20 milyon TL’ye ulaşmış, karlılıkları son derece iyi. Şirketinde 60 kişi çalışıyor. Sizin anlayacağınız birçoklarının imreneceği bir işin sahibi, Türkiye’deki 3,2 milyon KOBİ’den birinin sahibi.

Birlikte olduğumuz sürede telefonu neredeyse susmadı, arayanların hemen tamamı şirketteki çalışanlarıydı. Hepsinin küçük detaylarla ilgili sorularını cevapladı, sorunlarını çözdü, talimatlar verdi. Sevkiyattaki birkaç malın eksikliğinden irsaliyenin düzenlenmesine, üretim bantlarındaki küçük arızalardan parça yokluğuna kadar herşeyi benim değerli sanayici dostuma sordular.

Sohbetimizin ilerleyen bölümlerinde yorgun olduğundan, kendine zaman ayıramadığından söz etti. Ne spor yapacak ne de tatile gidecek zamanı vardı. Satıştan üretime, müşteri ilişkilerinden ödemelere şirketinin herşeyiyle boğuşmak zorunda kalmak işine duyduğu heyecanı azaltmıştı. İşini büyütmek, yeni hedeflerin peşinden koşmak arzusu neredeyse kalmamıştı.

Sanırım sanayici arkadaşımın yaşadıkları pek çok iş sahibine hiç de yabancı değil. Zaman yetmiyor, detaylar girişimcileri bezdiriyor.

Peki iş sahipleri zamanlarını daha iyi nasıl kullanacak?
Girişimciler, iş sahipleri zamanını stratejik değeri olan işlere ayırmalı; yeni işleri, büyümeyi kurgulamalı.
Stratejik öncelikler doğru belirlenmeli.
Şirketlerde sistemler kurulmalı.
Roller ve sorumluluklar yeniden tanımlanmalı.
Şirket sahibi şirketini kolaylıkla yönetebilmeli, kontrol edebilmeli.
Çalışanlarının yetkinliklerini arttırarak onlardan daha fazla verim elde edebilmeli.
İş – özel hayat dengesini kurabilmeli.

Bizim iş sahiplerinin girişimci ruhuna, vizyonuna ihtiyacımız var. Türkiye’nin hızlı büyümeyi sürdürebilmesi ancak girişimcilerin işlerini büyütmesi, yeni işler yaratması ile mümkün olacaktır.