Verimliliğe Odaklanmak

Türkiye 1970’lerden sonra uzun yıllar yüksek enflasyon, devalüasyon ve faiz ortamında yaşadı. Yine bu dönemde krizler ve olağan üstü dönemler geçirildi.
Uzun yıllar boyunca şirketler varlıklarının değerini enflasyon karşısında koruyabilmek, stoktan para kazanmak, yüksek faizden yararlanmak üzere planlar yapmak zorunda kaldılar. Yönetimlerin önceliği finansal karlılık yaratmak oldu; öyle ki bazı şirketlerin finansal karları faaliyet karlarının önüne geçti. Diğer taraftan yüksek enflasyon şirketlerin içerisindeki operasyonel verimsizliklerin, şişkin kadroların getirdiği yüklerin görülmesini engelledi; çünkü enflasyonun birkaç puan üzerinde yapılan fiyat artışları verimsizlikleri örtmeye yetti.

İş alemi 2000’li yılların ortalarına gelindiğinde düşük enflasyon, devalüasyon ve düşük faiz ile tanıştı. Bu, iş dünyası için aslında yepyeni bir dönemdir. Enflasyon, devalüasyon ve faizin düşük olduğu bu dönemin yönetim öncelikleri geçmişten çok farklıdır.

İş ortamı artık her şeyin çok daha belirgin ve uzun dönemli planlanabilir olduğu bir ortama kavuşmuştur. Düşük enflasyon ve düşük faiz döneminin yönetim öncelikleri de eskisinden çok farklıdır. Artık “iş”ten para kazanma devridir.
Şirketlerimizin dinamikleri de her alanda verimlilik ve faaliyet karı odaklı olarak yeniden şekillendirilmelidir.

Verimliliğin arttırılmasında aşağıdaki unsurlar ön plana çıkmaktadır:
• Operasyonel iyileştirme,
• Yalın organizasyon,
• Çok becerili insan kaynağını geliştirme,
• Hızlı karar alma ve uygulama,
• Tedarik zinciri iyileştirmeleri,
• Uzun dönemli alım anlaşmaları,
• Etkin satış ve dağıtım teknikleri oluşturma,
• Kapasite optimizasyonu.

Eski alışkanlıklarını, iş yapış şekillerini hızla değiştiren ve verimliliğe odaklanan şirketleri çok daha hızlı ve karlı bir büyüme dönemi beklemektedir.